TSRS tedarik zinciri raporlama yükümlülüğü artık bir itibar meselesi değil, hukuki bir zorunluluktur. Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları'nın (TSRS) 2026 bağımsız güvence dönemi fiilen başladı. Ancak çoğu tedarik zinciri yöneticisi kritik bir gerçeği kaçırıyor: Tedarikçilerinizden veri almadan bu raporu denetçiye sunamazsınız.
Bu yazıda TSRS'nin tedarik zincirini neden merkeze koyduğunu, Borsa İstanbul'a kote şirketlerin tedarikçilerinden bugün ne talep ettiğini ve dijital bir tedarik zinciri platformu olmadan neden uyum sağlanamadığını adım adım ele alıyoruz.
İçindekiler
- TSRS Nedir ve Hangi Şirketleri Kapsıyor?
- 2025 ile 2026 Arasındaki Kritik Fark: Güvence Dönemi
- Tedarik Zinciri TSRS'de Neden Bu Kadar Merkezi?
- Türkiye'den Gerçek Tablo: BİST Şirketleri Ne İstiyor?
- Manuel Yöntemlerle Neden Geçilemiyor?
- Dijital Tedarik Zinciri Platformunun Sağladıkları
- Sonuç: Veri Altyapısı Kurmak Artık Ertelenemiyor
TSRS Nedir ve Hangi Şirketleri Kapsıyor? {#tsrs-nedir-ve-hangi-sirketleri-kapsiyor}
TSRS, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu (KGK) tarafından IFRS S1 ve S2 esas alınarak yayımlanan Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları'dır. Standartlar 5 Eylül 2024 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanmış ve raporlama yükümlülüğü 1 Ocak 2025 hesap dönemleriyle başlamıştır.
Kapsama iki yoldan girilir. Birincisi, büyüklük kriteri aranmaksızın doğrudan dahil olan kuruluşlar: BDDK'ye tabi bankalar, SPK kapsamındaki halka açık şirketler ve sigorta ile finansal hizmet şirketleri. İkincisi, büyüklük kriterine dayalı olarak kapsama giren işletmeler. KGK, 16 Ocak 2026 tarihli Resmî Gazete kararıyla eşik değerleri güncelledi:
- Aktif toplam: 1 milyar TL ve üzeri
- Yıllık net satış hasılatı: 2 milyar TL ve üzeri
- Çalışan sayısı: 500 ve üzeri
Bu üç ölçütten en az ikisini art arda iki hesap döneminde aşan işletmeler TSRS'ye tabi hale gelir. Eşik değerlerin Ocak 2026'da iki katına çıktığını not edin: 2023 sonunda açıklanan ilk değerler 500 milyon TL aktif, 1 milyar TL satış ve 250 çalışandı. KGK bu rakamları güncelleyebildiğinden, kapsam değerlendirmesini her raporlama dönemi öncesinde taze verilerle yeniden yapın.
2025 ile 2026 Arasındaki Kritik Fark: Güvence Dönemi {#2025-ile-2026-arasindaki-kritik-fark-guvence-donemi}
İki yıl arasındaki temel fark denetleme yükümlülüğüdür. 2025'te kapsam dahilindeki şirketler ilk TSRS raporlarını yayımlar; bu raporlar TSRS 2 çerçevesinde Kapsam 1 ve Kapsam 2 sera gazı emisyon hesaplamalarını kapsar. 2026 ise bağımsız güvence dönemidir: raporlar artık bağımsız denetçi incelemesinden geçer.
KGK tarafından yetkilendirilen denetçiler GDS 3000 ve GDS 3410 standartları çerçevesinde raporu inceler. Bu denetimde, her açıklanan verinin kanıta dayandığını göstermek gerekir. "Tahminlerimize göre" ya da "sektör ortalamalarını baz aldık" ifadeleri artık yeterli değildir. Tedarik zincirinden gelen emisyon verileri dahil her satır, izlenebilir ve denetlenebilir bir kaynak belgesiyle desteklenmelidir.
Tedarik Zinciri TSRS'de Neden Bu Kadar Merkezi? {#tedarik-zinciri-tsrsde-neden-bu-kadar-merkezi}
TSRS 2, iklimle ilgili risklerin açıklanmasını zorunlu kılıyor. Bu açıklama yalnızca fabrikanızın bacasından çıkan dumanı değil, tedarik zincirinizin tamamını kapsıyor. Kapsam 1 emisyonlar doğrudan kontrol ettiğiniz kaynaklardan (fabrika, araç filosu), Kapsam 2 satın aldığınız enerjiden, Kapsam 3 ise tedarikçilerden, lojistikten ve ürünün kullanım ömründen kaynaklanıyor.
Dünya genelinde şirketlerin yüzde yetmiş altısı en az bir Kapsam 3 kategorisi bildiriyor; ancak bu oran Kapsam 1-2 raporlamasının on iki puan gerisinde kalıyor. Neden? Kapsam 3 verisini toplamak, doğrudan kontrolün dışındaki yüzlerce tedarikçiyle koordinasyon gerektiriyor.
İlk iki raporlama döneminde Kapsam 3 açıklaması zorunlu olmasa da TSRS 2, tedarik zinciri risklerini tanımlamayı ve yönetmeyi şart koşuyor. Tedarikçilerden hiç veri almadan bu risk tablosunu oluşturmak, boş bir haritayla yol tarifi vermeye benziyor.
Türkiye'den Gerçek Tablo: BİST Şirketleri Ne İstiyor? {#turkiyeden-gercek-tablo-bist-sirketleri-ne-istiyor}
Borsa İstanbul Sürdürülebilirlik Endeksi'nde yer almak isteyen ya da halihazırda yer alan şirketler LSEG ESG Contributor Tool üzerinden sürdürülebilirlik verilerini kamuoyuyla paylaşıyor. Bu şirketlerin birçoğu artık bu yükümlülüğü tedarik zinciri sözleşmelerine de yansıtıyor.
Pratikte tablo şöyle şekilleniyor: Büyük bir BİST şirketi, yeni tedarikçi onboarding sürecinde karbon emisyon verisini, enerji tüketim belgelerini ve tedarikçi uyum anketini talep ediyor. Bu talebe yanıt veremeyen KOBİ tedarikçiler sözleşme yenileme sürecinde eleniyor ya da çalışma koşullarını sertleştirilmiş ESG kriterlerine göre revize etmek zorunda kalıyor. AB'ye ihracat yapan Türk tedarikçiler için baskı çift yönlüdür: Avrupalı alıcı CSRD çerçevesinde tedarik zincirini raporluyor; Türkiye'deki ana müşteri de TSRS gereği tedarikçi verisi topluyor.
Dijital bir tedarik zinciri yönetim platformu olmadan bu veri akışı operasyonel açıdan sürdürülemez hale geliyor.
Manuel Yöntemlerle Neden Geçilemiyor? {#manuel-yontemlerle-neden-gecilemiyor}
Tedarik zinciri müdürlerinin çoğu aynı soruyu soruyor: "Spreadsheet ile başaramaz mıyız?" Kısa yanıt: Başlayabilirsiniz, ama bağımsız güvence denetiminden geçemezsiniz. Üç temel neden bunu açıklıyor.
Birincisi, ölçek sorunudur. Yüzlerce satırlık bir tedarikçi listesinden dönemsel emisyon, enerji tüketimi ve uyum verisi toplamak, manuel yöntemlerle orantısız bir iş yükü yaratıyor. Her tedarikçiye e-posta atmak, yanıtları tek tek girmek ve tutarlılığı kontrol etmek çalışan-saat maliyetini katlar.
İkincisi, denetim izi yokluğudur. Bağımsız güvence denetçisi yalnızca sonuca değil, verinin nasıl toplandığına, ne zaman güncellendiğine ve kim tarafından onaylandığına bakıyor. Spreadsheet bu izi doğası gereği sağlayamaz; manuel girişlerin üzerine yazıldığı, silme kayıtlarının bulunmadığı ve sürüm geçmişinin tutarsız olduğu bir ortamda denetçi güvence vermiyor.
Üçüncüsü, tedarikçi veri olgunluğu sorunudur. Büyük şirketlerin tedarikçisi konumundaki KOBİ'lerin önemli bir bölümü henüz karbon ayak izini ölçmüyor. Bu tedarikçilerden veri gelmediğinde şirket sektörel ortalamalara mahkûm kalıyor; tahmini değer ise denetçinin güvence verdiği bir sayı değildir.
Dijital Tedarik Zinciri Platformunun Sağladıkları {#dijital-tedarik-zinciri-platformunun-sagladiklari}
Dijital tedarik zinciri yönetimi platformları bu üç sorunu yapısal olarak çözüyor. TSRS tedarik zinciri raporlama gerekliliklerini karşılamak için platformun üç temel işlevi öne çıkıyor.
Veri güvenilirliği ve denetim izi: Otomatikleştirilmiş veri toplama her girişi zaman damgası ve kullanıcı kaydıyla saklıyor. Bu kayıt, GDS 3000 çerçevesindeki denetimin aradığı kanıt altyapısını doğrudan karşılıyor.
Ölçeklenebilirlik: Yüzlerce tedarikçiden fatura verisi, mesafe bilgisi ve enerji tüketimi anlık olarak çekilebiliyor. Yıllık raporlama döngüsünden çıkılıp sürekli izleme yapılabiliyor; yıl sonu yoğunluğu yerine çeyreklik güncellemelerle çalışmak mümkün hale geliyor.
Tedarikçi kapasite geliştirme: İyi tasarlanmış platformlar tedarikçiye de giriş arayüzü sunuyor. Karbon ayak izi ölçümü yapmamış bir KOBİ tedarikçi, platform üzerinden yönlendirilerek kendi verilerini giriyor. Bu yaklaşım tahmini değer kullanımını düşürüyor ve raporun bağımsız güvenceden geçme ihtimalini yükseltiyor.
EDI entegrasyonu ve B2B e-ticaret altyapısıyla çalışan şirketler için bu entegrasyon özellikle değerlidir. Tedarikçi siparişleri, fatura akışları ve lojistik veriler zaten dijital ortamda akıyor; Kapsam 3 hesaplaması için gereken hammadde büyük ölçüde mevcut. Yapılması gereken tek şey, bu veri akışlarını emisyon hesaplama motoruyla ilişkilendirmektir. KGK'nın güncel TSRS rehber yayınlarına ulaşmak için buraya bakabilirsiniz.
Sonuç: Veri Altyapısı Kurmak Artık Ertelenemiyor {#sonuc-veri-altyapisi-kurmak-artik-ertelenemiyor}
TSRS 2026, sürdürülebilirlik raporlamasını bir niyetten bir kanıt sürecine dönüştürüyor. Tedarik zinciri verisi olmadan hazırlanan rapor, bağımsız güvence denetiminde ya eksik ilan ediliyor ya da sınırlı güvence notu alıyor. Her iki durumda hukuki risk artıyor, tedarikçi ilişkileri zedeleniyor ve AB pazarına erişim güçleşiyor.
Üç somut adım öne çıkıyor. Birincisi, TSRS kapsamında olup olmadığınızı iki hesap dönemi verisiyle güncel eşik değerlere göre doğrulayın. İkincisi, tedarikçi veri toplama sürecinizi haritalayın ve hangi tedarikçilerin emisyon verisi sunamadığını tespit edin. Üçüncüsü, mevcut tedarik zinciri yönetim altyapınızın bağımsız güvence denetimine uygun denetim izi sağlayıp sağlamadığını sorgulayın.
Dijital tedarik zinciri platformları bu üç adımın tamamında yapısal destek sunuyor. Tedarik zinciri verisi olmadan ESG raporu hazırlamak, temeli dökülmemiş bir binaya çatı örtmeye benziyor. Altyapı eksiği, rapor ne kadar iyi yazılırsa yazılsın, güvence aşamasında tutamıyor.
Tedarik zinciri dijital dönüşümü ve TSRS uyum süreçleri hakkında daha fazla içerik için MAP Blog sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
TSRS hangi şirketlere zorunlu? BDDK'ye tabi bankalar ve SPK kapsamındaki halka açık şirketler büyüklükten bağımsız olarak TSRS'ye tabidir. Diğer işletmeler için güncel eşik değerler şunlardır: aktif toplam 1 milyar TL, yıllık net satış hasılatı 2 milyar TL ve 500 çalışan. Bu üç ölçütten en az ikisini art arda iki hesap döneminde aşan işletmeler kapsama girer.
TSRS 2026'da bağımsız güvence ne anlama geliyor? 2025 yılında ilk raporlar yayımlanır; 2026 itibarıyla bu raporlar KGK tarafından yetkilendirilen bağımsız denetçilerin güvence denetimine tabi tutulur. Denetim GDS 3000 ve GDS 3410 standartlarına göre yürütülür. Güvence, raporun salt beyana değil kanıta dayalı veriye dayanmasını zorunlu kılar.
Tedarik zinciri verisi neden TSRS için kritik? TSRS 2 kapsamında iklimle ilgili riskler ve fırsatlar açıklanmalıdır. Tedarikçilerden kaynaklanan Kapsam 3 emisyonlar, birçok sektörde toplam karbon ayak izinin yüzde yetmişini aşar. Bu veri olmadan rapor tamamlanamaz; bağımsız denetçi güvence veremez.
Kapsam 3 emisyon verisi olmadan ne olur? Güvence denetçisi kanıtlanamayan emisyon değerlerini rapordan çıkarır ya da sınırlı güvence notu düşer. Bu durum raporu yasal açıdan zayıf kılar, tedarikçi listelerinden çıkarılma riskini artırır ve AB müşterileriyle olan ticari ilişkileri tehdit eder.
Dijital tedarik zinciri platformu TSRS uyumunu nasıl kolaylaştırır? Dijital platformlar tedarikçi verilerini otomatik olarak toplar, denetim izi oluşturur ve TSRS 2'nin gerektirdiği kanıt altyapısını sağlar. Yüzlerce tedarikçiden anlık veri çekilmesi, manuel spreadsheet yöntemiyle fiilen mümkün değildir.
Kaynaklar
- KGK — TSRS Uygulama Kapsamı Kurul Kararı (Resmî Gazete, 5 Eylül 2024)
- KGK — Eşik Değerlerin Yeniden Belirlenmesine Dair Kurul Kararı (Resmî Gazete, 16 Ocak 2026, Sayı 33139)
- Greenix — TSRS Kapsam Kriterleri ve Eşik Değerler
- Life Climate — Kapsam 3 Emisyon Raporlamasında Dijital Çözümlerin Önemi
- Kaan Şafak Hukuk Bürosu — Şirketler İçin Sürdürülebilirlik Raporlaması Zorunluluğu: TSRS 2026 Güvence Dönemi ve Hukuki Yükümlülükler
- Escarus — Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları
- Birincil: TSRS tedarik zinciri raporlama
- İkincil: TSRS 2026, ESG raporu tedarik zinciri, Kapsam 3 emisyon Türkiye, sürdürülebilirlik raporlama dijital platform, TSRS bağımsız güvence







